Ana Sayfa
26 Temmuz 2019 ( 9580 izlenme )
Reklamlar

Boris Johnson bizim köyde!

Sevgili okurlarım, gerçekten çok ilginç bir ülkede yaşıyoruz. Ne olduğunu ve ne olmadığını çoğu zaman anlayamıyoruz.
İlgi alanımıza giren son konu İngiltere'de başbakan olan Boris Johnson.
Adam için yapılan törenleri ekranlarda izledik.
Önce Kraliçe'ye gidiyor.
Kendisine hükümeti kurma görevi veriliyor.
Çok sade bir tören. Herhangi bir tantana, herhangi bir şatafat yok.
Yabancı kanallarda izledim, saraydan çıkışı canlı yayınlandı. Balkon konuşması yapmadı!
Konvoyu da ilginçti…
İki polis motosikleti ve iki araç. Öndeki araçta kendisi, arkadaki araçta dört koruma var.
Araçlarda çakarlı lamba yok, konvoy yok. Ürkütücü siren sesleri hiç yok. Küçük konvoy kırmızı ışıkta duruyor.
Bu ne biçim tören ya!..
Tören dediğin biraz gösterişli olur!

★★★

Boris saraydan doğruca başbakanlık binasına gitti. Caddede kendisini bekleyen yaklaşık 100 kişi var.
Canlı yayın araçları ve kameralar hazır… Bütün dünya konuşmasını canlı yayında izleyecek…
Başbakanlık kapısında sadece bir tek üniformalı polis bekliyor.
Hiç kimse tezahürat yapmıyor.
“Vur de vuralım, öl de ölelim” diye slogan atan hiç kimse ortalıkta görünmüyor.
Boris traşa girmiyor, lâfı uzatmıyor, 15 dakika konuşup yapacaklarını çok kısaca anlatıyor.
“Enkaz devraldık” demiyor, kendisinden önceki iktidarları ve hükümetleri suçlamıyor.
Sonra binanın üst katlarına çıkıp balkon konuşması yapmayı, sağa sola posta koymayı, zaferini bu yolla bütün dünyaya bir kez da duyurmayı da akıl etmiyor.
Ne biçim siyasetçi bu, Boris bu işlerden hiç anlamıyor!

★★★

Boris'in dedesi olan Ali Kemal, bizim milli mücadele döneminde piyasaya çıkan ve çok da etkili olan en büyük hainlerden biri. Bir İngiliz zırhlısıyla İstanbul'dan kaçan onursuz son padişah Vahdettin döneminde hem bakanlık yapmıştı, hem de etkili bir köşe yazarı idi.
Mustafa Kemal Paşa ile arkadaşlarına ana avrat dümdüz giderdi.
İstanbul'daki ihanet şebekesinin en önde gelenlerinden biri idi.

★★★

Bildiğim kadarıyla, bir süre İngiltere'de yaşamış ve orada bir İngiliz kadınla evlenmişti.
O kadından doğan bir çocuğu olduğu söylenir. Acaba kız mı erkek mi?..
Bizim Boris o çocuklardan birinin oğlu mu, torunu mu, doğrusunu isterseniz bu konuda bilgim yok…
Ve bildiğini iddia edenler de bu konuda bir şey söylemiyor. Onlar da bilmiyor olabilir!

★★★

1922 yılında savaşı kazanmıştık ama Ali Kemal gibi hainler henüz iş başında idi.
Yeni devletin birkaç fedaisi, henüz İngiliz işgali altında olan İstanbul'da, günün birinde Ali Kemal'i kaçırdılar. O sırada berberde traş oluyordu.
Yaka paça paketlediler, küçük bir tekneye atıp İzmit'e götürdüler.
İzmit'te en büyük komutan olarak sakallı Nurettin Paşa vardı. Tutucu bir adamdı. (Sonraki yıllarda Atatürk'le ters düştü ve dışlandı. Büyük Nutuk'ta Atatürk bu adam hakkında çok ağır sözler söylemiştir.)
Ali Kemal'i perişan bir halde Nurettin Paşa'nın yanına götürdüler. Aralarında aynen şu konuşma geçti:
“Artin Kemal sen misin?”
“Ben Artin Kemal değilim, Ali Kemal'im paşa hazretleri.”
Nurettin Paşa hazırlığını önceden yapmış, karargâh binasının önüne kalabalık toplanmasını sağlamıştı. Yani her şey hazırdı… Ve emir verdi:
“Götürün bunu.”
Yanına göstermelik olarak birkaç muhafız verilmişti. Dışarı çıktıkları anda halk bu haini taşlarla ve sopalarla linç etti. Cesedini İzmit istasyonuna astılar.

★★★

Sakallı Nurettin bu gibi işleri iyi bilen adamdı. Ordumuz 9 Eylül günü İzmir'e girdiğinde, işgal günlerinde Yunan ordusunu kutsayan başpiskopos-metropolit, azılı Türk düşmanı Hrisostomos'un yanına getirilmesini emretti.     
Adam yakalanıp getirildi, doğal olarak azar işitti ve hakarete uğradı. Günlerden 10 Eylül… Hrisostomos son gününü yaşıyordu. Paşa emir verdi:
“Götürün bunu…”
Her şey yine hazırdı. Götürülürken ahali tarafından linç edildi.
Yani Nurettin Paşa bu linç ettirme işlerini iyi bilen bir komutandı.
Hrisostomos'un başına gelen, aynı yöntemle ve birkaç gün arayla Ali Kemal'in başına gelmişti.

★★★

Sevgili okurlarım, biz toplum ve medya olarak her işi cıvıtıp ekseninden saptırmayı çok iyi biliriz!
Şimdi kameralar falanca ilimizin bilmem ne köyünde! Nereden nasıl öğrendilerse, meğer orası Ali Kemal'in, yani bizim Boris'in dedesinin köyü imiş!
Muhabirler, gariban köylüleri konuşturuyor:
“O dediğin her kimse, bizim köyde bulunmuş, kaynım öyle demişti!..”
“O adam benim bacanağımın eniştesinin dünürü imiş!..”
“Bizi memleketine çağırsın da gidip oraları bir görek!..”
“Bize gelsin de bir yoğurdumuzu yesin, yardım etsin!..”
“Devlet o gâvurun hatırına bizim yolu yapıversin!..”
Aman haa dikkat edelim, iş şimdiden cıvımaya başladı.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Melih Gökçek'ten şaşırtan Mansur Yavaş açıklaması Ahmet Takan: 'ANKETLER PATLIYOR' Bu da kapak olsun İmamoğlu ''Suskunluğum sürece olan saygımdandır'’