Ana Sayfa
2019-10-07 05:17:30 ( 18 izlenme )
Reklamlar

Sınav sorularının nasıl çalındığını böyle anlattı

FETÖ/PDY yöneticiliği ile suçlanan, ancak itirafçı olduğu için kısa süre tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Adalet Bakanlığı eski müsteşarı Birol Erdem mahkeme huzuruna çıktı.

İlk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nde yargılanan Birol Erdem, savunmasının başlangıcında halen Adalet Bakanlığı'nda Yüksek Müşavir olarak görev yaptığını, maaşının 15 bin lira olduğunu söyledi.

28 Şubat sürecinde Adalet Bakanlığı'nda irticadan soruşturma geçiren 3 kişiden biri olduğunu vurgulayan Erdem, iddianameyi sert ifadelerle eleştirince Heyete Başkanlık yapan Üye Hakim Maruf Alikanoğlu, "Konuşmalarınızda savcılığı hedef alarak değil" uyarısında bulundu. Erdem, "Savcılık bana neler söylemiş Sayın Başkan" karşılığını verdi.

Türk kamuoyu, hatta siyaset bu yapıya sahip çıkarken, kendisinin mücadele verdiğini, ancak vesayeti düzeltmek için yaptığı tüm çalışmaların dahi terör örgütü yöneticiliği olarak değerlendirildiğini bildiren Erdem, şöyle konuştu:

"Hükümete sormanızı istiyorum, 2010 Anayasa değişikliğinden hakikaten pişman mı olmuş? Yargıda Birlik adına kadar ben koydum. HSYK seçim çalışmalarına katıldım. Tamam Ahmet Kahraman vefat etti, ama Nihat Ömeroğlu hayatta, sorulsun. Sizin Başkanınız biliyor."

“O TARİHTE SEVDİK, HOŞUMA GİTTİ YA”

İmam Hatip mezunu ve milliyetçi, muhafazakar olduğunu, iş arkadaşlığı, 28 Şubat'ta yaşananlar nedeniyle bu yapıya yakınlık duyduğunu, ama asla yapıya katılmadığını belirten Erdem, şunları anlattı:

"Melek gibi insanlardı. Uzun süre böyle tanıdım. Herkes kendi görüşlerine yakın olanların göreve gelmesini ister. Biz de, 'Allah korkusu olur, haram, rüşvet yemezler' diye bu tür insanların yargıda olmasını istiyorduk. O tarihte sevdik, hoşuma gitti ya!.. Adamlar okutmuşlar, yetiştirmişler. Ben de o zaman bir kötülük görmedim. Liberaller, solcular, tüm kamuoyu arkalarındaydı. Bu mantıkla gidilirse, Türkiye'de kimse kalmaz. Her şeyin hesabı benden soruluyor.”

“KAN BEYNİME SIÇRADI SINAVDA NASIL USULSÜZLÜK OLUR”

Birol Erdem 2012 yılında ÖSYM'nin yaptığı hakim savcı sınavlarıyla ilgili olarak da şu bilgileri aktardı:

"Bir gün Kemal Şenocak Hoca geldi, ondan soru almayı bırakmışlar. ÖSYM Başkanı Ali Demir'i aradım. Sadullah Ergin tanıktır. Durumu aktardım. Bir süre sonra Ali Demir döndü, çok para istediği için Şenocak'tan soru alınmadığını söyledi. Hocaya sordum, 'Ne parası? Soru başına kaç kuruş veriliyor, onu bile bilmiyorum' dedi. Ali Demir'e, ona bu bilgiyi verenleri görevden almasını söyledim. Kan beynime sıçradı. Sınavda nasıl usulsüzlük olur, kul hakkını nasıl yersiniz? O kadar işimin arasında hem sınavı iptal ettirdim, hem soruşturma yapmayanları görevden aldırdım. Bu konuda Sadullah Ergin'in tanık olarak dinlenmesini istiyorum."

Erdem, Danıştay Başkanlığı seçimlerinde yapı mensuplarının Zerrin Güngör'e oy vermemesi üzerine hazırlanan tasarıyı Meclis'e gönderme tehdidiyle Güngör'e oy verdirdiklerini iddia ederken de, "Bizim katkımızla seçildiği halde bunu söylememek için eskiden kalanların kendisine oy verdiğini öne sürdü. Zerrin Hanıma hakkımı adli ilahiye bırakıyorum" diye konuştu.

“BU KİŞİ TADINI ÇIKARARAK BAŞSAVCI VEKİLLİĞİ YAPIYOR”

Erdem, paralel yapıyla nasıl mücadele ettiğine ilişkin bir örneği de şöyle anlattı:

"MİT TIR'ları olayı olunca bu savcıları sordular, tanımadığımı söyledim. Adana listesine baktım, tanıdığım birisi vardı. Onu arayıp, tam yetkili atamak istedim. 'Aman beni verme, eşim hasta' dedi. 'Eşini değil, seni atayacağız' dedim. Ardından Müsteşar Yardımcısı geldi, onu yazmamamı istedi. Nedenini sordum. Ona söylemiş. Avukatlarla yaptığı birtakım faaliyetler varmış. Böyle bir göreve atanırsa, bunlar gündeme gelir diye korkuyormuş. 'Lanet olsun' deyip, sildim. Şimdi bakıyorum da hükümet, devlet bu yapının üzerine çökünce bu kişi tadını çıkararak başsavcı vekilliği yapıyor."

2013 başından itibaren yargıdaki paralel yapıyı tasfiye etmek için Yargıtay, Danıştay ve Adalet Akademisi ile ilgili yeni kanun tasarıları hazırladığını kaydeden Erdem, "Bana göre, bu tasarılardan sonra hükümetle beraber yürüyemeyeceklerini anladılar ve 17/25 Aralık'ı yaptılar" iddiasında bulundu.

“EĞER BÖYLE BİR LİSTE VARSA İLK 10'DAYIMDIR”

Örgütün yargıdaki 1 numaralı düşmanının kendisi olduğunu bildiren Erdem, buna rağmen hakkında soruşturma yürütülmesinin hakkaniyetli olmadığını söyledi. Erdem, bu yapıya mensup olanların ifadelerine itibar edilmesine de, "Şahsım adeta örgütün önüne atılarak, 'Alın, parçalayın' deniyor. Bu, infazımın örgüte yaptırılmasıdır" sözleriyle tepki gösterdi.

15 Temmuz başarılı olduğu takdirde çok sayıda kişinin infaz edileceğinin ve buna ilişkin listenin bulunduğunun konuşulduğunu hatırlatan Erdem, "Eğer böyle bir liste varsa ilk 10'dayımdır. Bu liste hiç açıklanmadı. Belki o listede şimdi FETÖ'den yargılanan ben ve İbrahim Okur olduğu içindir" dedi.

İddianamede itirafçı olduğunun yazdığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:

"Ben itirafçı falan olmadım. Sadece bu yapıyla ilgili bildiklerimi ve mücadelemi anlattım. İddianame taraflıdır. Maddi gerçek ortaya çıkarılmak isteniyorsa, bu yapının kimlerin döneminde Adalet Bakanlığına yerleştiği araştırılmalı. Yüzde 50'den fazlası Fahri Kasırga dönemindedir. Ha, bunlar bilerek yapıldı demiyorum, ama Kasırga döneminde 100'den fazla kişi alınmışken, benim dönemimde 29 kişi var. En az benim dönemimde gelmişler."

“MİT MÜSTEŞARI VE BENİM HAKKIMDA DA YAZILMIŞTIR”

Birol Erdem, aleyhinde ifade veren firari eski savcı Bayram Bozkurt hakkında da şöyle konuştu:

"İsmen tanıyorum, hiç karşılaşmadım. İlhan Cihaner davasındaki bu kadrolu yalancı tanığın FETÖ soruşturmaları üzerinden başka manipülasyonlarda kullanıldığı açıktır. FETÖ'cülerin İzmir casusluk dosyasında yaptıkları, şimdi bunun üzerinden yapılmak istenmektedir. Yol ve yöntem İzmir casusluk dosyası ile birebir aynıdır.

İfadesi Aralık 2016'da alınmış. O zaman henüz Emniyet Genel Müdürü olmayan AK Parti'ye yakın olan Celal Uzunkaya'nın bu göreve gelmesini önlemek için eski vesayetçi artığı polisler bu şahıs üzerinden şeytanın aklına gelemeyecek Kurtlar Vadisi senaryoları da yazdılar. Benzer senaryoları MİT Müsteşarı ve benim hakkımda da yazılmıştır.

Bu yapı mensuplarının bir şekilde paçayı kurtaracak olursa, canıma okuyacağını biliyorum. Ancak soruşturma makamlarının ne yapmaya çalıştığını ve bu yapıyla nasıl bir amaç birliği içinde olduğunu anlayamıyorum."

Tutuklanan veya gözaltına alınan paralel yapı mensuplarının paçayı kurtarmak için savcıların da yönlendirmesiyle İbrahim Okur, Ahmet Hamsici ve kendisini suçladığını öne sürerek, "Etkin pişmanlıktan yararlanıp, tahliye olmanın ön şartı adeta bu. Bunlar pişman falan değil, mesak etmeyin olmazlar da" diyen Erdem, Bakanlığa gelişi ve aldığı ünvanlarda paralel yapının hiçbir katkısı olmadığını kaydetti. Erdem'in 182 sayfalık savunmasını tamamlayamayacağı görülünce, 5 Kasım'da devam etmek üzere bugünkü celse sonlandırıldı.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Yılmaz Özdil'den Ertuğrul Akbay yazısı... 'Böylesini görmedim...' Yalçın Menteş’ten kötü haber AKP İstanbul'u kaybedince bakın ne olacakmış... ORC elindeki son yerel seçim anketi sonuçlarını paylaştı