Ana Sayfa
16 Nisan 2020 ( 15481 izlenme )
Reklamlar

Yılmaz Özdil 'İsmimi saklı tutun' denilerek gönderilen mesajları yazdı

Trükiye'de bugün yaşanan durumu Marquez'in “Kırmızı Pazartesi” isimli romanına benzeten ve "Türkiye'de şu anda yaşanan, Kırmızı Pazartesi'dir." diyen Yılmaz Özdil, "İşleneceğini herkesin bildiği cinayet" başlıklı yazısında koronavirüs vakaları hakkında kendisine ulaşan vatandaş mesajlarını ve yaşanan korku iklimini yazdı.

Özdil'e gelen mesajlar şöyle:


 
Vatandaş eposta gönderiyor mesela…

“Huzurevinde yaşayan annesinde koronavirüs çıktığını, aynı huzurevinde onlarca yaşlıya virüs bulaşmış olduğunu, beş kişinin hayatını kaybettiğini,
kalpten öldü, yaşlılıktan öldü gibi gerekçelerle toprağa verildiklerini” açık açık
anlatıyor. Huzurevinin hangi şehirde olduğunu yazıyor, daha fazla detay istersem diye telefonunu veriyor.

Ama mesajının sonuna şu cümleyi ekliyor:
“İsmimi kimseyle paylaşmamanızı rica ediyorum.”



 
Bir başkası yazıyor… “Babamı koronavirüsten kaybettik, üniversite hastanesinde vefat etti, doğal ölüm dediler, itiraz ettik, koronavirüs prosedürüne girersek cenazeyi hemen alamayacağımızı söylediler, mecburen kabul ettik, babamla beraber aynı anda dokuz cenazeyi defin için yolladılar, sırf öğlene kadar durum buydu, cenaze taşıyan şoförler neredeyse taksiler kadar yoğun çalıştıklarını söylüyorlar” diyor. Hangi üniversite hastanesi olduğunu yazıyor, kendisine bilgi veren şoförlerin hangi belediyenin personeli olduğunu yazıyor, hatta cenazelerin çıkarılışı sırasında kaydettiği videouyu bile gönderiyor.

Ama mesajının sonuna ekliyor:
“İsmimi kimseyle paylaşmayın lütfen.”


Sadece İstanbul ve İzmir'den değil, Konya'dan Rize'den Gaziantep'ten Bursa'dan vaka vaka mesaj yağıyor.


 
Kimisi ailece hastanede yaşadıklarını anlatıyor, kimisi morgta gördüklerini fotoğraflıyor.
Her öykü farklı, ama her mesaj aynı bitiyor:
“İsmimi saklı tutun.”


Mesajlar acaba doğru mu araştırıyoruz, istisnasız hepsi doğru.
Huzurevi de doğruluyor, üniversite de, belediye de.
“Hayır yok” diyen yok.
Ama mikrofona “evet var” diyebilen de yok.


Annesini toprağa veriyor.
Göz göre göre babasını kaybediyor.
Hâlâ konuşmaya cesaret edebilen yok.


Başıma iş açılır korkusu öylesine bulaşıcı ki, insanlara annesinin babasının ölümünden bile daha korkutucu geliyor.

Herkes biliyor, herkes susuyor.


Kırmızı Pazartesi'dir bu.


Sonu, taa en başından bellidir.

Toplumun gerçeklerle arasına sosyal mesafe koyması, sosyal cinayettir.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Deniz Çakır’ın savcılığa verdiği ifade ortaya çıktı Salgının başından bu yana bir günde görülen en yüksek vaka kaydedildi Eski İYİ Parti'li Taşkaya: 'Elimizde ses kayıtları var' Deniz Zeyrek: İnanmıyorsanız muhteşem biyografisine bakın